9 Ekim 2013 Çarşamba

SALZBURG


Viyana’dan Salzburg’a 2.5 saatlik bir hızlı tren yolculuğu sonunda ulaştık. Sabah 7:30 trenine yetişmeyi başardığımızdan saat 10:00’da Salzburg Hauptbahnhof (Merkez Tren Garı)’daydık. Trenle yolculuk, özellikle Orta ve Kuzey Avrupa için çok rahat bir ulaşım şekli, ancak hızlı tren kullanıyorsanız neredeyse uçak kadar pahalı olabiliyor. Bir fikir vermek için söylemek gerekirse, gidiş-dönüş Viyana-Salzburg biletine 190€ gibi bir ücret ödedik. Aynı zamanda bu şekilde yolculuk, sizi bir şehrin merkezinden alıp diğer şehrin merkezine götürdüğü için de aslında çok rahat bir ulaşım tarzı. 

Makart steg - Köprüdeki kilitler, geçenlerin aşkları daim olsun diye bırakılmış:)

Salzburg- Makart steg




Trende karşılaştığımız Avusturyalı yol arkadaşımızla bir süre sohbet ediyoruz. Ve söyledikleri hala kulağımda. Bizim Türk olduğumuzu konuşmamızdan anladığını ama inanamadığını söylüyor ve bize “You are different than the Turkish people here (Buradaki Türklerden farklısınız)” diyor. Bu söz benim de Avrupa’da çalıştığım süre boyunca çalışma arkadaşlarımdan hep duyduğum bir sözdü ve belki bir çeşit ötekileştirme... Ne yazık, ama  dışardaki insanın bile gördüğü bir farklılık bu. İnşallah biz de cahilliği bırakıp eğitime ağırlık verip, içinde yaşadığımız topluma saygı duyduğumuz bir ortam yaratabiliriz kendimize.

Salzburg, içinden nehir geçen ve adını bölgedeki zengin tuz çökeltilerinden almış şirin bir şehir. Bundan olsa gerek romantik bir havası var. Ancak Hauptbahnhof’tan çıktığımızda bizi bu romantiklik yerine, yollarda devam eden bir inşaat silsilesi karşıladı ne yazık ki. Rainerstrasse denilen üzerinde tren garının da bulunduğu geniş caddenin gara yakın bölümü, ucuz alışveriş yapabileceğiniz, Türklerin de giyim ve kuaför mağazalarının bulunduğu kendinizi daha çok Mahmutpaşa’daki dükkanları geziyormuş gibi hissettiğiniz bir yer. Ancak şehir merkezine doğru ilerledikçe bu görüntü değişiyor. Salzburg Kongre Merkezi ve hemen yanındaki Mirabellgarten’ine (Mirabell Bahçesi) ulaştığınızda Avrupa’da olduğunuzu daha net anlıyorsunuz.

Rainerstrasse

Mirabellgarten


Mirabell Bahçesi, içindeki değişik çiçek düzenlemeleri, çeşmeleri ile görülmeye değer bir yer. Hemen yanında ise Mozart Üniversitesi var. Buradan devam ederek ulaştığımız Staatsbrücke (Staats Köprüsü) ile nehrin karşı tarafına geçiyoruz. Burada bizi Rathaus denen eski belediye binası ve Mozart’ın doğduğu ev karşılıyor.

Mirabellgarten

Mirabellgarten

Artık şehir merkezindeyiz. Klasik tarzda yapılarıyla şehrin tarihi dokusu korunmuş, burada yer alan tüm dükkanlar (zincir mağazalar bile) tarihi dokuyu bozmayacak şekilde asılmış tabelalar ile belirtilmiş. Getreidegasse adındaki bu cadde şehrin kalbi. Biz de burada dolaşıp meşhur Mozart Cafe’de kahvemizi içip soluklanıyoruz. 


Getreidegasse
 
Salzburg sokaklarında dolaşırken...
Mozart Cafe

Mozart Kahvesi


Bu caddeden devam ederek  yolun sonundan sola sapıp Herbert-v-Karajan Platz’a ulaşıyor ve burada Kollegienkirche’yi ziyaret ediyoruz. Bu bölgede birçok kilise ve müze var ve biz de zaman elverdiğince buraları gezdikten sonra kendimizi Domplatz’da buluyoruz. Burası, Residenz Çeşmesi, St. Michael Kilisesi, Salzburg Müzesi, Panorama Müzesi ile çevrili geniş sayılabilecek bir meydan. Bu tarihi dokunun hemen yanındaki Kapitelplatz’da modern Sphaera (Küre)’yı da görmeyi ihmal etmiyoruz. Kapitel Platz’da bir de St.Peters Kilisesi’ni geziyor ve hemen yanındaki Füniküler ile Kale’yi ziyaret etmek üzere yukarı çıkıyoruz.

Kollegienkirche

Sphaera

Domplatz


Kapitelplatz ve Kale
 

İsterseniz Hohensalzburg Fortress (Kale)’e yürüyerek merdivenlerden de ulaşım mümkünmüş ama hayli yüksek bir yer. Biz füniküler ile kaleye çıkış, kulaklık ile 40 dakikalık kale turu ve tekrar fünikülerle iniş için 11€ vererek bilet almayı tercih ettik. Kaleden Salzburg’a kuşbakışı bakmak da çok zevkli.

Finüküler'den...

Finüküler'den...

Merkeze indikten sonra bir şeyler atıştırıp artık dönüş yolculuğumuza başlamak üzere  bu kez Makart steg (Salzach nehri üzerindeki diğer bir köprü) geçerek tekrar Hauptbahnhof’a gidiyoruz. Salzburg gerçekten insanda hoş duygular uyandıran güzel ve şirin bir yer ama burada uzun süreli yaşamak, biz büyük şehir insanları için ne kadar cazip; pek emin olamadım doğrusu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder