14 Aralık 2016 Çarşamba

NÜRNBERG



Almanya’nın Bavyera eyaletinde yer alan Nürnberg, özellikle noel pazarlarıyla ünlü. Aynı zamanda  bu eyaletin de Münih’ten sonra ikinci büyük şehriymiş. THY’nin sabah saatlerindeki uçağıyla Nürnberg’e 10:30 civarında ulaşıyoruz. Havalimanından şehre ulaşım için en pratik yol UBahn denilen metro. Metroya binmek için hemen geliş terminalinin çıkışındaki makinelerden 3 Euro karşılığında bilet alarak yürüyen merdivenlerden aşağıya inip U2 hattına ulaşıyoruz. U2 hattı neredeyse her 10 dakikada bir kalkıyor. Şehir merkezine olan yaklaşık 7 km.lik yolu 15 dakikada katedip Hauptbahnhof denilen Ana Tren Gar’ına ulaşıyoruz.

Nürnberg
 
U2 - Havalimanı hattı

Hauptbahnhof
 

Otelimiz istasyona çok yakın olduğundan eşyalarımızı otele bırakıp şehri tanımaya başlıyoruz hemen. Nürnberg’in eski şehri diye bilinen merkezi, kale surları arasında yer alıyor ve birkaç kapıdan bu bölgeye giriş mümkün. Biz de Hauptbahnhof’a en yakın kapı olan Königstor’dan girerek şehri keşfe başlıyoruz. İlk olarak hemen kapının girişinde noel sebebiyle kurulan pazarın bir bölümü olan ve daha çok el sanatları ürünlerinin sergilendiği Handwerkerhof karşılıyor bizi. Buradaki tezgahlara göz atarak sağ tarafa doğru ilerleyip Königstrasse boyunca ilerleyerek Nürnberg’in görülmesi gereken noktalarından Lorenzkirche (St. Lorenz Kilisesi)ne ulaşıyoruz. Hazır yeri gelmişken, hemen Königstrasse’nin başlangıç noktasında çelik ve cam binanın alt katında turizm ofisi var. Buradan şehrin haritasını da alabilirsiniz.

Handwerkerhof

Lorenzkirche
 
Handwerkerhof


Lorenzkirche’den devam ederek Regnitz Nehri üzerindeki birkaç köprüden biri olan Museumbrücke’den (Müze Köprüsü) geçerek en büyük noel pazarının da kurulduğu Haupmarkt’a ulaşıyoruz. Burada ayrıca Rathaus (Belediye Binası), Frauenkirche ve demir korkuluğunda yer alan demir halka çevrildiğinde uğur getirdiğine inanılan Schöner Brunnen (Güzel Çeşme) de yer alıyor. Meydana ulaşırken geçtiğimiz Museumbrücke’den düz ilerlemeyip sağa doğru döndüğünüzde ise şu an bir restoran olarak hizmet veren ve eski dönemlerde zenginler tarafından ihtiyaç sahipleri bakılabilsin diye inşa ettirilmiş Heilig-Geist-Spital adındaki renkli hastane binasına ulaşılıyor. 

Heilig-Geist-Spital

Hauptmarkt

Frauenkirche & Schöner Brunnen

Rathaus
 

Hauptmarkt’ın hemen yakınında yer alan St. Sebald Kilisesi de görülmeye değer diğer bir yer. Buradan devam ederek ilerlediğimizde şehri kuş bakışı görebileceğiniz en güzel noktalardan biri olan Kale’ye yani Kaiserburg’a ulaşıyoruz. Buradan Nürnberg’i kuş bakışı izleyip fotoğraflıyoruz. Dönüş yolunda Kale’ye çıkan sokaklardan biri olan Albrecht Dürer Caddesi’nin hemen başında yer alan Dürer’in, şimdi müze olan, evine ulaşıyoruz. Günün belli saatlerinde Dürer’in evini, eşi rolünü üstlenen bir görevli eşliğinde gezmek mümkün. Müzeyi gezmek için 5 Euro ödeniyor. Ancak eşinin gezdirdiği turlar 7.5 Euro. Ama bu turları saat olarak yakalamak pek kolay değil ve günde sadece bir kez İngilizce olarak yapılıyor.

Kaleden...

Kale

Kaleden Nürnberg

A. Dürer Evi
 

Albrecht Dürer, Nürnberg için çok önemli bir karakter. Havalimanı bile onun adıyla anılıyor. Şimdi müze olan evinin bulunduğu caddeden güneye doğru ilerleyip Spielzeugmuseum (Oyuncak Müzesi) civarında Neef Cafe’de bir kahve molası veriyoruz. Burada bu bölgeye özgü Leebkuchen (bizim ay çöreğinin dolgusuna benzer bir tat) çöreğinin Strudel (rulo) şeklinde yapılmışını tadıyor ve çay içerek biraz ısınıyoruz.

Neef'de Leebkucken
 

Bu molanın ardından tekrar yollara düşüyor ve bu kez Maxplatz üzerinden ilerleyip Max-brücke’ye (Max Köprüsü) ulaşıyoruz. Max-brücke’nin yakınında Almanya’nın en eski asma köprüsü Kettensteg’i görüyoruz. Köprü dediğime bakmayın, oldukça küçük ve kısa çelik bir yoldan bahsediyoruz.

Maxbrücke
 

Kettensteg dışında bir de üzerinden geçmekten ve fotoğraf çekmekten zevk aldığımız bir köprü de Henkersteg oluyor. Bu tahta köprüden geçerek ulaştığımız nokta ise, daha çok butiklerin yer aldığı Trödelmarkt. Burası şehrin diğer yerlerine göre oldukça sessiz ve Regnitz Nehri üzerinde küçük bir adacık şeklinde uzanıyor. Her iki yönden birkaç köprüyle de ana karaya bağlanmış. 

Henkersteg

Trödelmarkt

Henkersteg & Trödelmarkt
 

Trödelmarkt’ın tam ortasından geçen Karlsbrücke (Karls Köprüsü) ile tekrar güneye ilerleyip Adler ve Karolinen Caddelerini geçerek Breite Gasse’ye ulaşıyoruz. Bu caddeden sağa (yani batı yönünde) ilerlediğimizde de Nürnberg’in olmazsa olmazlarından Weisser Turm (Beyaz Kule) çıkıyor karşımıza. Hemen bu kulenin önünde evliliğin değişik evrelerinin sembolize edildiği havuzlu heykeli de (Ehekarussell)  görmeden geçmemek gerek. 

Ehekarussell


Weisser Turm & Ehekarussell
Weisser Turm


Nürnberg, Bavyera’nın en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen  1-1.5 günde rahatça gezilebilecek bir şehir. Biz de Romantik Yol üzerinde kalan başka şehirlere de uğrayacağımızdan iyi bir planlama ile bir günde neredeyse şehrin her noktasını görüyoruz.


Nürnberg, Hitler’in şehri olarak da biliniyormuş. Eğer Nazi’ler başarılı olsalarmış Nürnberg, Almanya’nın başkenti olacakmış. Şehir merkezinin biraz dışında yer alan Zeppelinfeld denilen açık saha da filmlerde sıkça gördüğümüz Hitler’in kitlelere hitap ettiği meydan. Burayı da görmek isterseniz  S2  tramvay hattının Frankenstadion durağında inip biraz yürümek gerekiyor. Ancak burası biraz ıssız bir yer, o yüzden buraya gitmeyi planlıyorsanız mümkün olduğunca gündüz saatlerinde gitmekte fayda var.


Son olarak biraz da Nürnberg’de nerede ne yenilir konusuna değineyim. Daha önce Münster’de de karşımıza çıkan ve başka Alman şehirlerinde de şubesi olduğunu öğrendiğimiz Hans im Glück (Şanslı Hans) eğer farklı ve organik et kullanılarak yapılmış (vejeteryan alternatifleri de mevcut) hamburger tatmak isterseniz  mutlaka uğramanız gereken bir mekan. Hem iç döşemesi hem de farklı menüleri denemeye değer. Ayrıca daha hızlı birşeyler yemek isterseniz ve deniz ürünlerinden hoşlanıyorsanız Almanya da çok sık rastlayacağınız tatlardan Nordsee’ye uğrayabilirsiniz.  Ayrıca Haupmarkt’ta bir binanın birinci katında yer alan ve yaz aylarında güzel bir meydan manzarası olduğuna emin olduğum Alex, içkinizi yudumlamak ya da hafif birseyler atıştırmak için gidebileceğiniz güzel bir mekan. Son olarak Königstrasse üzerindeki Cocina değişik kokteyllerinin yanısıra  Meksika mutfağını seviyorsanız tavsiye edebileceğim başka bir mekan. Kahvaltı için ise Trödelmarkt’ta hemen Karlsbrücke’nin yakınında yer alan Cafe an Trödelmarkt’ı ve Hauptbahnhof içindeki Rubenbauer’i önerebilirim. 

Rubenbauer - Hauptbahnhof

Cocina

Alex

Nürnberg, Almanya’nın Romantik rotasını ziyaret etmek isterseniz, bizim gibi baz alıp diğer şehirlere günübirlik gidebileceğiniz kendisi de güzel bir şehir. Noel zamanı (25 Kasım - 24 Aralık) arası da ayrı bir güzel oluyor şehir. Zira burada kurulan Noel pazarları Almanya’nın en meşhur noel pazarlarından biriymiş. Hatta kardeş şehirler için ayrılmış bölümde Nürnberg’in kardeş şehirlerinden biri olduğunu öğrendiğimiz Antalya’ya ait bir standa bile rastlıyoruz.

24 Kasım 2016 Perşembe

3 Kulenin Şehri: GHENT



Brüksel ve Brugge arasında yarı yol diye nitelenebilecek bir noktada yer alan Ghent’e Brüksel’den trenle yarım saatte ulaşılıyor. Belçika demiryollarının 10 kullanımlık biletini aldığınızda 76 Euro gibi bir bedel ödeniyor ve bu biletle Brüksel civarındaki tüm şehirlere yolculuk yapılabiliyor. Böylece gidiş-dönüş yolculuğumuz kişi başı 15 Euro civarında tutuyor. Aynı biletle Brüksel’den havalimanına da gidilebiliyor. Ancak havalimanı yönü için 5.10 Euro ekstra bir ücret ödemek gerekiyor. 

Leie Nehri ve Ghent

Ghent St. Pieters Garı

Ghent St. Pieters Garı
 

Sabah saatlerinde Brüksel Gare Centrale’den bindiğimiz trenle yarım saatte Gent- St.Pieters Gar’ına ulaşıyoruz. Ghent’in tren istasyonu şehrin biraz dışında. O yüzden hemen tren istasyonundan çıktıktan sonra sol tarafa yönelip 2.Peron’dan kalkan tramvayla 15 dakikada şehir merkezine ulaşıyoruz. Şehir merkezine ulaşım için 4 No’lu tramvayı da kullanmak mümkün ancak bu hat biraz daha dolandığı için merkeze yarım saatte ulaşıyormuş. Eğer bu tramvayı tercih ederseniz tren istasyonun sağ tarafından devam ederek 6 No’lu tramvay durağına gitmeniz gerekiyor. Ghent içindeki bilet için tek yön 3 Euro, günlük bilet için de 6 Euro ödeniyor.Biletleri hemen her tramvay durağında bulunan bilet makinelerden satın almak mümkün. Yalnız İngilizce seçeneği olmadığı, hatta “English” seçeneği olduğu halde sadece başlıkları İngilizce çıkan bir ekranla karşılaştığımız için biraz da el yordamıyla günlük biletlerimize kavuşup 1 No.lu tramvaya binmek üzere tramvay durağına gidiyoruz:)

Korenmarkt
 

Tramvaydan Korenmarkt denilen şehrin kalbi diyeceğimiz durakta indikten sonra Ghent’i yaya olarak gezmeye başlıyoruz. İndiğimiz noktada Ghent’in meşhur 3 kulesi karşılıyor bizi. Bunlar, ortada Belfry (ya da Belfort) denilen Saat Kulesi, sol yanında St.Nicolas Kilisesi ve sağ tarafında biraz ilerleyerek ulaşılan Sint Baafs Meydanındaki  Sint-Baafskatedral (St. Bavo Katedrali).  Bu üç kuleyi panoramik şekilde fotoğraflayabileceğiniz diğer bir nokta da hemen Korenmarkt’ın arkasında yer alan St. Michel Köprüsü.

Korenmarkt

St.Nicolas Kilisesi

3 Kule birarada...


Korenmarkt, Ghent’in ana meydanı olma özelliği taşıyor. Pekçok tarihi yapıyla, restoran ve kafeyle çevrelenmiş güzel bir meydan. Biz de şehrin sembolik kulelerini gördükten sonra turumuza buradan başlıyoruz.  Ghent’in merkezinin batısında Leie Nehri, doğusunda ise Schelde Nehri yer alıyor. Biz de Leie Nehri’ne doğru ilerleyip bu nehir üzerinde en bilinen köprü olan St.Michel Köprüsü’nden geçiyoruz. Buradan geçerken mutlaka arkanıza  bakın ve şehrin sembolleşmiş 3 kulesini aynı fotoğraf kalesine sığdırabildiğiniz fotoğraflardan çekmeyi unutmayın.

Leie

Ghent Sokakları
 

Köprüden geçer geçmez Korenlei’ye ulaşmış oluyoruz. Nehrin iki yanı boyunca uzanan Korenlei ve Graslei, bolca kafe ve restoranın yer aldığı bir bölge. Korenlei’nin devamında ise kanal turlarının kalktığı noktaya ulaşılıyor. Korenlei’den nehir boyunca devam edip Burgstraat’dan sağa doğru köprüden ilerleyerek ulaştığımız nokta da karşımıza Gravesteen (Castle of the Counts – Kontlar Kalesi) çıkıyor. Buranın girişi için de 10 Euro. 

Gravesteen

Gravesteen
 

Kalenin hemen çaprazında şu an içinde meşhur bir restoran olan eski Balık Pazarı var. Buranın girişi de şaşaalı. Gelmişken en azından fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin derim.

Balık Pazarı


Buradan devam ederek Kalenin biraz daha kuzeyinde kalan Patershol Bölgesi’ne ulaşıyoruz. Ancak bu bölge kış sezonu olması nedeniyle ölü şehir kıvamında, dükkanların ve restoranların çoğu kapalı. Patershol, şehir ilk kurulduğunda ticaret merkeziyken bir dönem genelevlerin bulunduğu bir bölge olmuş. Şimdilerde ise sanat galerileri, restoran ve kafelerin olduğu bir bölge halini almış.

Ghent'in en küçük binası...
 

Patershol’den tekrar Leie Nehri’nden geçip Vrijdagmarkt denilen ve Cuma günleri kurulan pazar yüzünden Türkçe ismiyle “Cuma Günü Meydanı” olan bölgeye ulaşıyoruz.  Burada pek çok yemek alternatifi mevcut. Buradaki restoranlardan biri olan De Jacob’da öğlen yemeğimizi yiyor ve çok da memnun kalıyoruz. Çorba ve hayli seçenekli ana yemek için kişi başı 15 Euro ödüyoruz.  

Vrijdagmarkt

Vrijdagmarkt

Vrijdagmarkt
 

Yemek sonrası meydanın hemen arkasında yer alan St-Jacobs Kilisesi’nin bulunduğu St. Jacobs Meydanı’na ilerliyoruz.  Burayı da gördükten sonra bu kez Langemunt Caddesi üzerinden devam ederek nehir turlarının  kalktığı noktaya ulaşıyoruz. Mevsim dolayısıyla her saat başı kalkan nehir turunu alarak bu güzel şehri bir de nehirden tanıyoruz. Bu turun bedeli de 7 Euro.

Nehir Turu

Nehir Turu
 

Bu turun sonunda hava da artık kararmaya başladığından tekrar Korenmarkt’a yürüyüp tramvaya binerek Brüksel’e dönmek üzere tren istasyonuna gidiyoruz.  Ghent, 3 kuleli silüeti ve belki biraz da yağmurlu gri havasının etkisiyle bana küçük bir Londra’dayım izlenimi verdi. Eğer yolunuz Brüksel civarlarına düşerse içinden nehir geçen her Avrupa şehri gibi “fotojenik” olan Ghent’e uğramayı ihmal etmeyin:)