1 Temmuz 2017 Cumartesi

ETNA'nın Küllerinden Doğan Şehir: KATANYA



Sicilya’nın Palermo’dan sonra ikinci büyük şehri Katanya,  1693 yılındaki büyük Etna patlaması ve patlamayı  takip eden depremden sonra yerle bir olmuş ve küllerinden yeniden inşa edilmiş. Tarihi çok eskilere dayanan şehir, önce Bizanslara, sonra Araplar ve Normanlara ve İspanyollara ev sahipliği yaptıktan sonra  ancak 17. yüzyılda İspanyollara karşı özgürlüğünü kazanmış. Tam da büyük Etna patlamasından ve depreminden az önce...

Verdiği ve vermesi muhtemel zararlara rağmen Etna, halk arasında çok saygı uyandırıyor ve yavaş akan lavları sayesinde halka çok fazla zarar vermeyeceğine inanılıyor. Bu inançtan olsa gerek Etna dağının eteklerinde ve dağa çıkarken yol üzerinde pek çok modern yazlık ev yapılmış. Hatta insanlar, yazın Katanya’nın sıcağından kaçmak için rakımdan dolayı daha serin olan bu evlerde oturmayı ve yazlık ev olarak kullanmayı tercih ederlermiş. 

Piazza Duomo ve Fil Anıtı

Duomo
 

Katanya şehir merkezi bir günde rahatça gezilebilecek büyüklükte derli toplu inşa edilmiş. Eski şehrin en büyük meydanı Duomo’nun da yer aldığı Piazza Duomo (Katedral Meydanı oluyor). Katedral, aynı zamanda şehrin koruyucu azizesi olan Santa Agata’ya adanmış ve onun adını taşıyor. Katedralin içinde Bellini’nin mezarı da var. Katedralin yapımında volkanik taşlar ve mermer kullanılmış. Katedralin yer aldığı ana meydanın diğer önemli yapısı ise Fontana dell’ Elephante (Fil Anıtı). Biz de ilk olarak bu meydana uğruyor ve meydanı fotoğrafladıktan sonra hemen buraya açılan daha küçük meydanda her sabah kurulan Pescheria (Balık Pazarı)nı görüyoruz. Balık Pazarı’na gitmek için Piazza Duomo’nun yanı başında yer alan ve çoğunluğu yeraltında akan Amenano Suyu’nun yer üstüne çıktığı noktaya kurulan Fontana deli Amenano (Amenano Çeşmesi)’dan içeri sapmanız yeterli. Kalabalığı takip ederseniz pazardasınız. 


Bellini'nin mezarı

Fontana deli Amenano

Balık Pazarı
 

Balık Pazarı’ndan sonra Via Garibaldi (Caddesi) üzerinden devam ederek bir İtalya klasiği olarak simetrik bir şekilde inşa edilmiş Piazza Mazzini’ye ulaşıyoruz. Buradan sonraki durağımız ise antik kutsal yol olarak da tanınan Via Crociferi oluyor. Bu cadde de Unesco dünya mirası listesine alınmış ve iki yanında pek çok kilise ve kutsal yapı var. Hemen girişinde yer alan ve Benedictine Manastırı’nın iki kısmını bağlayan köprünün kapıları, her yıl  3-5 Şubat tarihleri arasında kutlanan Festa di Sant’ Agata yortusu dışında kapalı tutulurmuş. Sicilya’nın en büyük, Avrupa’nın ise ikinci büyük manastırı Monastero dei Benedittini, Via Crociferi’nin hemen girişindeki Via Gesuiti sokağının sonunda bizi karşılıyor. Via Crociferi aynı zamanda Katanya’nın geniş ve büyük alışveriş caddesi Via Etnea’ya paralel bir cadde.

Piazza Mazzini

Via Crociferi ve Köprü

Via Crociferi'den BVia Etnea'ya açılan sokaklardan biri...

Via Garibaldi



Via Crociferi’den devam ederek Via Penninello Caddesinden sağa dönüp devam ederek Piazza  Stesicoro’ya ve burada yer alan Antik Roma tiyatrosu kalıntılarına ulaşıyoruz. Kalıntıları da gördükten sonra Via Etnea üzerinden tekrar Piazza Duomo’ya devam ederek meydandaki kafelerin birinde biraz soluklanıp Sicilya klasiği “granita” tadıyoruz. Granita, buz kırılarak üzerinde meyve suları eklenerek yapılan dondurmaya benzer bir yiyecek/içecek. Bizde de özellkle güney bölgelerimizde buz ve pekmezle yapılan tada çok benziyor ve ferahlatıcı bir etkisi var. Buraya da Arap etkisiyle geldiği söyleniyor.

Via Penninello


Via Etnea

Antik Tiyatro

Via Etnea
 

Moladan sonra bu kez Piazza Duomo’ya açılan Via Vittorio Emanuele II’den devam edip caddenin sol tarafındaki sokaklara dalarak Piazza Carlo Alberto’da buluyoruz kendimizi. Bu meydanda her gün saat 14:00’e kadar kurulan pazarı görüyoruz. La Fiera adı verilen pazarda hem yiyecek hem de giyecek satılıyor ve hayli renkli. Ancak hava çok sıcak olduğundan pazarda biraz dolaşıp yine bu meydanda yer alan kiliseyi de gördükten sonra bu meydan ile Piazza Stetiscoro arasında yer alan Via Paterno üzerindeki Trattoria Del Cavaliere’de harika makarnalar yiyoruz. Yemek molasından sonra Via Etnea’dan Piazza Duomo’ya doğru devam  edip Piazza Universita’ya (Üniversite Meydanı) ulaşıyoruz. Buraya çok yakın Piazza Bellini (Bellini Meydanı) ve bu meydanda yer alan Bellini Tiyatro’su da görülmeye değer.  


Trattoria Del Cavaliere

La fiera

La Fiera
 

Vakit hayli ilerlediğinden biraz soluklanmak için otelimize dönüp biraz dinlenip akşam için enerji toplamaya karar veriyoruz. Dinlendikten sonra bu kez şehrin biraz da kuzey yönünü keşfetmek üzere otelimizin yer aldığı Piazza Verga’dan sola dönüp Via Umberto I Caddesi üzerinden Bellini Parkı’na ulaşıyoruz. Bellini Parkı’na ulaştığımız nokta, aynı zamanda Via Etnea’nın da kuzey ucu. Tam bu noktada yer alan Spinella Cafe'de ister kahve yudumlamak ister granita tatmak, ya da leziz italyan pastane ürünlerinin tadına bakmak için güzel bir kafe. Hem de gayet seyirli bir yer. Yine Via Etnea’ya çıkmadan bir sokak önce Via Umberto I üzerinde yer alan Via S. Filomena değişik yemek alternatifleri bulabileceğiniz şirin bir sokak. Biz burada yer alan Bottega Sicula FUD adlı bir mekanda atıştırmalık bir şeyler yiyor ve hem servisinden, hem tatlarından, hem de fiyatından oldukça memnun kalıyoruz.


Villa Bellini ( Bellini Parkı)

Villa Bellini ( Bellini Parkı)

Villa Bellini ( Bellini Parkı)

Granita - Spinella
 

Katanya  Etna eteklerinde kurulu bir şehir. Hal böyle olunca da Etna’ya çıkmak da buraya kadar gelmişken es geçilmemesi gereken bir aktivite. Çeşitli Etna turları var. Şehrin belirli noktalarında ya da otellerden bu turları satın almak mümkün. Bir de bizim zamansızlıktan dolayı yapamadığımız Circumetnea adlı trenle yapılan bir tur varmış. Bu, adından anlaşılacağı üzere Etna çevresinde yaklaşık 100 km.lik tur atan bir gezi treni. Ancak tek vagondan oluşan bu tren konforlu bir yolculuk isteyenler için pek uygun değilmiş. Biz zamansızlıktan aracımızla Etna’nın 2000 metre yükseklikte olan ve Silvestri Kraterlerinin (Sivestri Crateri) olduğu bölgesine kadar çıkabiliyoruz. Bu kraterlerden 7 tane varmış ve ancak dördü ziyaret edilebiliyormuş. Biz de sadece ikisini görebiliyoruz. Bu bölge Katanya merkezinin aksine insanı uçuracak derecede çok ama çok rüzgarlı.  Daha fazla zamanınız varsa bu bölgeden hareket eden teleferikle zirveye kadar çıkılabiliyormuş. Teleferiğe binmek isterseniz yaklaşık 65 Euro ödeniyormuş. 

Etna yolu...

Etna yolu...
 

Yaklaşık 3300 metre yükseklikteki Etna Yanardağı’nın etrafa yaydığı lavların etkisiyle bu bölgedeki toprak mineral açısından çok zenginmiş. Merkezde kurulan La Fiera pazarında kırmızı ve büyük domateslerden ve diğer meyve ve sebzenin bolluğundan ve güzelliğinden bu durumun gerçekliğine şahit olduk. Etna, Fenike dilinde püskürttüğü lavların etkisinden olsa gerek “fırın” anlamına geliyormuş. 

1983'de lavlar altında kalan ev

Silvtestri Krateri
 
Silvestri Krateri


Kısacası, çoğunluğu lav taşları kullanılarak orijinallerine uygun inşa edilen binalarıyla, kah geniş caddeleri kah dar sokakları ve güzel parkıyla, belki de gördüğüm en kırmızı ve büyük tarla domateslerinin görüntüsüyle hafızama kazındı bu güzel şehir...

1 yorum:

  1. Esracm, güzelmis Etna ve civari,toprak özelliği ayni reunion adasında
    gördüğüm gibi volkanik,soğuduktan sonra yine yeşermeye başlamış...

    YanıtlaSil