25 Ağustos 2017 Cuma

TALİN


Yıllarca bizlerin Talin olarak bilip tanıdığı şehrin gerçek adının Tallinn şeklinde uzatılarak yazılıp okunduğunu öğrenince pek bir şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Baltık Cumhuriyetlerinin kuzeyinde yer alan Estonya’nın başkenti olan bu şirin kent, Rusya’dan bağımsızlığını diğer Baltık Cumhuriyetleri ile birlikte 1991’de kazanmış ve 2014’de de hem Avrupa Birliği hem de NATO üyesi olmuş. 

Sabah saatlerinde Riga’dan karayoluyla yola çıkarak Tallinn’e kadar olan 300 km.lik yolu kat ederken önce Parnu adındaki şirin kasabada mola veriyoruz. Eğer siz de bizim gibi iki şehir arasında karayoluyla seyahat ediyorsanız, Parnu’yu ziyaret etmeden geçmeyin derim. Ziyaretimiz sırasında Parnu’da her yıl yapılan festivale denk geliyoruz. Bu yüzden bu şirin kasaba oldukça canlı ve renkli. Kasabayı baştan başa kesen yaya yolu Pikk Caddesi’ni keşfedebilir ya da Parnu Nehri kenarındaki sahilde zaman geçirebilirsiniz.

Parnu

Parnu

Parnu

Parnu

Biz de buradaki molanın ardından karayoluyla yolumuza devam edip 15:30 civarı Tallinn’e ulaşıyoruz. Otelimiz hemen şehir merkezinde. Hal böyle olunca biz de eşyalarımızı otele bırakır bırakmaz yaya olarak şehri tanımaya başlıyoruz. 

Talin Sokakları
 
Tallinn’in eski merkezi  üst ve alt şehir olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İlk olarak alt şehri gezip üst şehri gezmeyi ertesi güne bırakıyoruz. Şehre girdiğimiz noktada Özgürlük Meydanı  (Vabaduse Valjak) karşımıza çıkıyor. Buradan düz devam ederek  eski şehrin en önemli caddesi olan (yaya yolu) Harju’ya ulaşıyoruz. Buradaki ilk önemli yapı sol tarafımızdaki St. Nicholas Kilisesi. Buradan ilerleyip Town Hall Square (Raekoja Plats) yani Belediye Binasının bulunduğu meydana ulaşıyoruz. Şehrin Ana Katedrali de bu meydana çok yakın. Burası çok renkli bir meydan ve etrafı pek çok restoran, kafe, bar  ve hediyelik eşya dükkanıyla dolu. Her hafta sonu meydanda bir de açık pazar kuruluyormuş. Biz de buna denk geldiğimiz için çok şanslıyız. 

Özgürlük Meydanı

St. Nicholas Kilisesi

Town Hall Square (Meydan)

Town Hall Square (Meydan)
 
Meydandan geçerek sağ tarafa yöneldiğimizde Tarih Müzesi çıkıyor karşımıza. Hemen müzenin yanındaki tarihi geçitten ilerleyip Lai Sokağı’na ulaşıyoruz. Lai Sokağı’ndan aşağı doğru ilerlediğimizde yolun sonunda St. Olav Kilisesi var. Ama biz kiliseye varmadan sağa kıvrılıp Pikk Caddesi boyunca ilerleyip önce Vene Sokağı’na ulaşıp buradaki Ortaçağ’dan kalma St. Katerins’den geçiyoruz. Geçitten sonra ulaştığımız Viru’dan sağa doğru devam ettiğimizde bu yol bizi tekrar Belediye Binasının bulunduğu ana meydana ulaştırıyor. 

Lai Sokağı & St. Olav Kilisesi

Pikk Sokağı

St. Katerins Geçidi

Viru
 
Gelelim Eski Şehrin üst bölümüne... Burayı keşfetmeyi ertesi güne bırakmıştık. Ertesi gün ilk olarak 1980 Moskova Kış Olimpiyatları sırasında Su Sporları Merkezi olarak inşa edilmiş ve Su Sporları yarışmalarının yapıldığı bölgeye aracımızla gidiyoruz. Yol üzerinde şu an oldukça lüks ve müstakil evlerin bulunduğu Pirita Bölgesi’nden geçiyoruz. Türk Büyükelçiliğinin de burada olduğunu öğreniyoruz. 

Sonraki durağımız şehrin biraz dışındaki Rocca Al Mare Estonya Açık Hava Müzesi oluyor ama burayı gezerken bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan dolayı işimiz biraz zorlaşıyor. Burası geniş bir alanda kurulmuş ve tarih boyunca Estonya Halkının yaşadığı evlerin sergilendiği canlı bir müze. Zaman zaman yerel kostümler içindeki dansçılar yerel danslardan örnekler de sergiliyorlar. 

Estonya Etnografya Müzesi - Rocca Al Mare

Estonya Etnografya Müzesi - Rocca Al Mare

Estonya Etnografya Müzesi - Rocca Al Mare

Estonya Etnografya Müzesi - Rocca Al Mare


Buradaki ziyaretimizi de tamamladıktan sonra bu kez üst şehri keşfetmek üzere Tallinn’in merkezine dönüyoruz. Burada şehrin üst kapısından giriş yaptıktan sonra seyir teraslarını, Danimarkalı Kralı’ın Bahçesi’ni, Alexander Nevski Katedral’ini, Toompesa Kalesi ve Tall Herman’ı  görüyoruz. Üst şehirle alt şehri bağlayan Luhike Jalg (Kısa Adım Geçidi) ve Pikk Jalg (Uzun Adım Geçidi) olmak üzere iki sokak var. Biz, Luhike Jalg’den eski şehrin alt bölümüne iniyoruz. Eskiden, Pikk Jalg Sokağı mal ve eşyaların taşınması için kullanılırken, Luhikejalg daha çok insanların iki bölüm arasında gidip gelmesi için kullanılırmış. 

Alexander Nevsky Katedrali

Seyir Terasındean...

Pikk Jalg
 
Şehirle ilgili bu bilgilerden sonra gelelim Tallinn’de neler yenilir konusuna... Tallinn’de de diğer Baltık ülkelerinde olduğu gibi balık ağırlıklı bir mutfak mevcut. Pikk Sokağı’nın hemen başındaki Kalev’de marzipan çok meşhur. Özellikle ikinci katından eski şehrin sokaklarını izlemek çok zevkli.  Kahve veya çay içmek için bu şık kafeye uğramanızı tavsiye ederim. Belediye Meydanında pek çok restoran var. Buradaki Maikrahu adındaki restoranda yerel kostümlü servis elemanları eşliğinde lokal yiyeceklerden tadabilirsiniz, ancak oldukça turistik bir yer. Meydana açılan sokaklardan biri olan Dunkri Sokağı’nın hemen başındaki Beer House da güzel bir mekan. Akşamları 9:30 civarı yerel dans gösterileri de oluyor ve canlı müzik de var.

Kalev

Beer House
 
Diyebilirim ki, Tallinn ayrılırken “iyi ki geldim” dediğim şehirlerden biri oluyor. Yalnız yağmur daha bir değişik yağıyor bu şehirde. Yaz ortasında durup dururken bardaktan boşanırcasına başlayan yağmur yarım saat sonra bir anda kesilip hava günlük güneşlik oluveriyor. Yağmuru aklımda en çok kalan noktalardan biri oldu bu şirin şehirde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder