23 Eylül 2013 Pazartesi

VEVEY

Vevey, Montrö’den trenle 15 dakika uzaklıkta şirin bir göl kasabası. Tren istasyonundan çıkıp da şehre adım attığımızda modern görüntülü yüksek katlı binalar bizi karşılasa da şehrin göl kenarındaki merkezi, çok şirin sokakları, tarihi renkli binalarıyla bir masal kentindeymişim izlenimi uyandırdı bende.


Vevey


Vevey Tren Gar'ından çıkarken...


Vevey’in en önemli özelliği Nestle fabrikasının burada olması. Biz de trenden iner inmez bir ihtimal çikolata alışverişi de yapabiliriz ümidiyle soluğu Nestle fabrikasında aldık. Ancak günlerden Pazar olmasının yine azizliğine uğradık ve fabrika satış mağazasının Pazar günleri sadece sabah saatlerinde (o da yaz döneminde) saat 13:00’e kadar açık olduğunu öğrendik. 


Nestle Fabrikası


Kısmet böyleymiş deyip buradan ayrılıp sahile doğru yürüdük ve buradan da Quai Ernest St. Ansermet ve Quai Maria – Belgia sokaklarını takip ederek şehir merkezine doğru sahilden keyifli bir yürüyüş yaptık. Sağımızda göl manzarası, solumuzda ise renkli ve muhteşem güzellikteki evlerin manzarası eşliğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadan 20 dakikada Vevey Marche denilen şehir merkezine varmıştık bile.. . 

Quai Ernest Ansermet

Leman Gölü

Leman Gölü ile kanal birleşiyor

Quai Monerat - Vevey Marche


Vevey Marche,  Pazar olmasından dolayı bu bölge standartlarına göre hayli kalabalıktı. Eğer tren garından çıktıktan sonra bizim yaptığımız gibi sağa dönüp Nestle fabrikasına gitmek yerine yolun karşısına geçip sahile doğru yürürseniz çok daha kısa bir süre içinde merkeze ulaşabilirsiniz. Bu bölgeden kasabanın görünüşünün harika olduğunu söylemem gerek sanırım. 

Vevey Marche’den düz devam edip Rue de Lac üzerinden şehri biraz da olsa keşfettikten sonra kendimizi, biraz ilginç bir konseptle yapılmış “yeme-içme müzesi” Alimentarium’da bulduk. Bu müzeye giriş ücreti12 CHF ama bize otel tarafından verilen Montreux şehir kartının burada da geçerli olduğunu öğrendik ve bu müzeyi de %50 indirimli gezdik. Hem müzeyi gezdik hem de kafesinde soluklanıp kahve içerek biraz enerji topladık.


Rue de Lac girişi

Vevey Sokakları

Sahile inen bir sokak

Rue de Lac

Müzenin sahil kesiminde çatal şeklinde ilginç bir heykel var. Hemen bu heykelin karşısında kara tarafında ise Charlie Chaplin Heykeli var. Ve tabi biz de kasabanın ritüeline uyarak bu heykelle poz vermeyi ihmal etmedik:)


Alimentarium'un sahil kesimi

Alimentarium'dan bir görüntü

Charlie Chaplin ve Ben:)


Artık uzunca bir günü geride bıraktığımızdan bu kez tren yerine otobüsü kullanmayı tercih edip 201 No.’lu otobüse binerek Montrö’deki otelimize geri döndüğümüzde vakit akşam olmuştu.

22 Eylül 2013 Pazar

Suyu ile Ünlü bir Şehir - EVIAN



Evian, Lozan’dan yaklaşık yarım saatlik bir tekne yolculuğu ile ya da Cenevre'den karayoluyla 1 saatte ulaşılabilen bir Fransız kasabası. Bizde daha çok aynı adla bilinen sularıyla tanınıyor. Hem ilk seferinde Lozan'dan, hem de daha sonra Cenevre'den Evian'a geçiş yaptığımda her ikisi de İsviçre’nin Fransızca konuşulan bölümleri olduğundan aslında ülke değiştirmiş hissine pek kapılmadım. Ülke değiştirmiş olmanıza rağmen pasaport falan da sorulmuyor. Böyle bakınca da Ouchy’den bindiğim tekneden Evian’da indiğimde kendimi Kabataş’tan Kadıköy’e gitmiş gibi hissettim. Teknelerde de aynen trende olduğu gibi 1.sınıf ve 2. sınıf uygulaması var. Hal böyle olunca da sanki tekneye değil de daha çok uçağa biniyormuş gibi geliyor insana.


Lozan - Evian arası işleyen tekneler

Gölden Evian

Evian suları

Kaynak Suyu Binası - Cachat
Evian çeşmesi

Dediğim gibi Lozan-Evian arası tekne ile yarım saat sürüyor ve ücreti de gidiş dönüş 34 CHF. Evian limanına vardıktan sonra tarihi eski şehri gezmek için birkaç saat yeterli. Eğer su kaynaklarını da görmek ve kendinize spa bakımı yaptırmak isterseniz biraz daha fazla zamana ihtiyacınız var. Ne yazık ki biz gittiğimizde günlerden Pazar olduğu için Cachat adı verilen kaynak suyu binası ve alanı kapalıydı. Orayı sadece dışardan görmekle yetinmek zorunda kaldık. 

 
Lozan'da Evian teknelerine binilen Liman


Tekne yolculuğu...


Limandan çıktıktan hemen sonra karşınıza gelen meydanın geniş merdivenlerinden çıkıp sağa doğru yöneldiğinizde Rue de la Tuviere’e ulaşarak şehrin içine girmiş oluyorsunuz. Bu yoldan hafif sola dönüp devam ettiğinizde sizi şehrin tam göbeğine götüren Rue Nationale ve Rue du 8 mai 1945 sokaklarına geliyorsunuz. Buradaki dükkanların büyük bölümü günlerden Pazar olduğundan kapalıydı. Ancak Lozan’dan farklı olarak bazı dükkanların açık olduğu daha hareketli bir ortamda sokaklar arasında dolaşmak havanın açmasıyla çok daha zevkli bir hal aldı.

Limandan şehre girerken

Evian Sokakları

Rue du 8 mai 1945

Evian

Burada da çikolatalar bir harika:)

Bu yoldan devam edip Rue de L’Eglise’den geçip Place de E’glise’e (Kilise Meydanı) ulaştık. Bu şirin  kilise, sokaktan geçip de Meydana ulaştığınızda aniden karşınıza çıkıveriyor. Buradan da tekrar sahile inip Quai Charles Albert Besson adındaki daha geniş sahil yolu üzerinden yürüdük. Casino, Tiyatro Binası, Town Hall ve Kütüphane de bu güzel cadde üzerinde. Yine bu caddede göl manzarasına karşı oturup içki ya da kahvenizi yudumlayabileceğiniz ya da yemek yiyebileceğiniz birçok kafe ve restoran mevcut. Biz de böyle yaptık ve tekne saatimizi beklerken limanın tam karşısındaki bir kafede köpüklü şarap ve çeşitli meyve suları katılarak yapılan kir’lerimizi yudumlamayı ihmal etmedik. Yine kafelerin olduğu caddede casino binasının hemen altında yer alan sahildeki restoranın da menüleri ve sunumu denemeye değer, servisi de başarılı. Bu caddenin sonuna doğru sahile paralel yürüyüş yolundan devam ederseniz güzel bir parkın içinden geçilerek yat limanına  ulaşılıyor.

Rue de L' Eglise


Town Hall

Town Hall

Casino
Leman Gölü

Quai Charles Albert Besson

Yat Limanı

Son olarak, kütüphanenin hemen yanındaki sokaktan yukarı çıkarken ilk sağa döndüğünüzde karşınıza çıkan füniküler ile ücretsiz olarak şehri yukardan gören Neuvecelle'ye çıkabiliyor ve hem gölün hem de şehrin büyüleyici manzarasını seyredebiliyorsunuz. Ancak füniküler her 20 dakikada olduğu için ve tekne saatimiz de yaklaştığı için ne yazık ki bizim bu güzel turu yapmaya zamanımız kalmadı. Ayrıca bu füniküler de yaz sezonu boyunca genelde 14 Nisan-8 Ekim aralığında çalışıyor.  Artık bir dahaki sefere diyerek bizi Lozan’a geri götüren teknemize bindik. Bu kez güneşin yüzünü gösterdiği güzel bir göl seyahati ile karşı yakaya vardığımızda uzaktan Evian kıyılarını hala görebiliyorduk. 


Füniküler'e çıkan sokak

Füniküler afişi

20 Eylül 2013 Cuma

Bizim için önemli bir şehir - LOZAN

Lausanne (Lozan), Montreux’den trenle yaklaşık yarım saat uzaklıkta küçük bir şehir. Burası da Montreux gibi hem kuzey Avrupa hem de Fransız izleri taşıyor kanımca. Tren ile 25 CHF’ye günlük bilet alarak Montrö’den Lozan’a gidiş dönüş tur yapabilirsiniz. Biz de bu rotayı kullandık ve sabah erken saatlerde bindiğimiz trenle yarım saat içinde Lozan’a ulaşmıştık bile.

St.François Meydanı

Rue de Bourg


Bu bölgede  Avrupa’nın diğer yerlerinde de olduğu gibi ana tren istasyonlarının hemen yakınında turizm ofisleri mevcut. Biz de önümüze ilk çıkan turist ofisine uğrayarak hemen bir şehir haritası edindik ve şehri gezmeye başladık. Günlerden Pazar olduğu ve de ciddi bir yağmur bizi karşıladığı için sokaklar bomboş, dükkanlar ise kapalıydı. Yine de şehrin içine doğru girince aslında ne kadar renkli bir şehir olduğunu düşünmekten alamadım kendimi.

İlk durağımız, hemen tren istasyonunun karşısındaki hafif rampa bir yol olan Rue du Petit-Chene’i takip ederek ulaştığımız St. François Kilisesi ve Meydanı oldu. Buradan Rue de Bourg ve Rue Caroline’den geçerek Rue Merceri üzerinden Katedrale ulaştık. Rue Merceri’deki 2 no’lu ev de Lozan’ın en eski yerleşiminin olduğu yermiş. Günlerden Pazar olduğu için bizi Katedral’de bir sürpriz bekliyordu. Pazar ayini için çalan çanlar eşliğinde, yağan yağmurun şiddetini arttırmasından dolayı bir hayli ıslanmış bir şekilde Katedrale girdiğimizde Pazar ayininin başlamak üzere olduğunu gördük. Hem yağmurun biraz dinmesini beklemek, hem de biraz ısınmak için ayinin başlangıç bölümünü izleyelim istedik. Güzel bir org dinletisinin sonrasında Rahip konuşmaya başladığında tekrar şehir turumuza devam etmeye karar verdik. Hemen Katedralin karşısında başlayan Escaliers du Marche’den inerek Pl. de la Louve’de bulduk kendimizi. Buradaki çalar saat, Hotel Ville (City Hall) ve Fountain of Justice adıyla bilinen güzel çeşme de bu şehirde mutlaka görülmesi gereken yerlerden... Bütün bu yol üzerinde birçok güzel dükkan ve alışveriş alternatifi mevcut. Ancak günlerden Pazar olduğu için ne yazık ki vitrinleri seyretmekle yetindik.

Kapalı dükkanlar...

Rue Merceri

Çantaları beğendiniz mi??

Katedral

Katedralden şehire bakış...

Escaliers du Marche'den inerken

Fountain of Justice

Escaliers du Marche

Place de la Louve

Biraz ilerledikten sonra Rue du Grand-Pont üzerinde karşımıza çıkan metro istasyonundan M2 numaralı metroyu kullanarak şehrin liman bölgesi olan Ouchy (Uşi)ye ulaştık. Metroyu kullanmak için her durakta yer alan makinelerden bilet alabiliyorsunuz ve tek yön ücreti 3.5 CHF. Ouchy, biz Türkler için de özel anlamı olan bir yer... 24Temmuz 1923’te imzalanan ve bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz Lozan Antlaşması, Ouchy’de hemen tren garının yakınındaki ki Beau-Rivage Otel’inde imzalanmış. Ne yazık ki zamanımız kısıtlı olduğundan bu oteli ziyaret edemedik ve sadece uzaktan görmekle yetindik. Ouchy’den bineceğimiz Evian feribotunu beklerken sahildeki güzel bir kafede karnımızı doyurduk. Hani şu sularıyla ünlü Evian’a yaptığımız tur sonrasında da yine metroyu kullanarak ana tren garına, oradan da küçük bir kasaba olan Vevey üzerinden asıl konaklama yerimiz olan Montreux’ye geçtik.

Metro

Ouchy Yat Limanı

Ouchy'de pazar

Pizzalarımız:)

Hemen metro istasyonu yakınındaki Riviera Kafe - pizzacımız:)

Ouchy limanda kuğular



Bir günde iki ülke ve dört şehir gördüğümden olsa gerek, gün sonunda kendimi bir haftalık bir seyahatten dönmüş gibi hissettim desem sanırım durumu özetlemiş olurum:)