altstadt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altstadt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

FREIBURG



Freiburg,  Almanya’nın güneybatısında Fransa sınırına 25 km,  İsviçre sınırına ise 60 km.  uzaklıkta bir şehir. Biz şehre, konakladığımız Baden Baden’dan tren ile Offenburg tren istasyonundan aktarma yaparak yaklaşık 1.5 saatte ulaşıyoruz. Bilet için de Almanya içi bir yolculuk olduğu için kişi başı 15 Euro ödüyoruz.

Altstadt

Hauptbahnhof


Freiburg tren istastonu yani Hauptbahnhof, şehir merkezine oldukça yakın. İstasyondan çıkar çıkmaz turizm ofisi karşılıyor bizi. Buradan biraz bilgi alıp hemen turizm ofisinin karşısındaki Einbahnstrasse’den yürüyerek Rotteckring Caddesine ulaşıp karşıya geçerek 10 dakikada şehir merkezinde buluyoruz kendimizi. Freiburg, nüfusu 200.000 civarında küçücük ama bir o kadar da şirin bir Alman şehri. Gittiğimiz dönemde hala Noel pazarlarının kalıntıları devam ettiğinden de bir o kadar renkli.

Vitrinler:)
 

Altstadt denilen Eski Şehir yürüyerek birkaç saat içinde rahatça dolaşılabilecek büyüklükte ve sokaklarına dalarak gezinmek çok zevkli. Neredeyse tüm sokaklardaki su arkları ilgimizi çekiyor. Öğrendiğimize göre bu arkların üzerinden atlayanlar, Freiburg’a tekrar gelirlermiş:)

Rathaus Platz ve arklar...

Kaiser Joseph Strasse
  

Freiburg’un en önemli caddesi, geldiğimiz caddeyi dik kesen Kaiser Joseph Strasse. Bu cadde, hem yayaların hem de tramvayların geçiş noktası olduğundan bizim İstiklal Caddesini aratmayan şekilde her daim kalabalık. Üzerinde pek çok hediyelik eşya dükkanı, mağaza zinciri, kafe ve restoran var. Güney ucundaki Martinstor da şehrin eski kapılarından biri. 

Kaiser Joseph Strasse ve Martinstor

Martinstor
 

Hemen bu kapının yakınında Kaiser Joseph Strasse üzerinde yer alan Reiss-Beck Cafe’de biraz soluklanıp kahve eşliğinde yörenin tatlarından erikli turtayı deniyor ve çok beğeniyoruz. Yerel halk, birşeyler alıp paketiyle dışarda yiyor ama içerde de salonları var, biz biraz da dinlenmek için mekanda oturmayı tercih ediyoruz.

Reiss-Beck Cafe

Vişneli turta
 

Yine bu caddeden kuzeye, yani Martinstor’a arkanızı verip, yürümeye devam ederseniz sağdaki ilk sokak Grunweldwalderstrasse’de hem yiyecek içeceklerin satıldığı hem de ayaküstü atıştırabilceğiniz restoranların bulunduğu MarktHalle’ye ulaşılıyor. Gelmişken uğramak, hatta zamanınız varsa lokal tatları deneyimlemek için iyi bir seçenek olduğunu söyleyebilirim.

MarktHalle

MarktHalle
 

Altstadt’da görülecek en önemli meydanlar, Münsterplatz ve Rathaus Platz. Münsterplatz’daki en kaydadeğer yapı ise meydana adını veren “Münster” yani Notre Dame Kilisesi. Biz gittiğimizde Meydanın çevresinde  bir pazar da vardı.

Münster

Münsterplatz
 

Buraları gördükten sonra, şehrin kuzey ucunda yer alan ve daha yeni bir meydan olan Karlsplatz’dan bir üstgeçit ile geçerek ulaştığımız finiküler ile Kale’ye çıkıyoruz. Buraya çıkış için finikülerin girişindeki makineden 3 Euro karşılığında bilet almak gerekiyor. Kaleden şehrin kuşbakışı manzarası görülmeye değer. Sonrasında size tavsiyem, finiküler ile değil de, 650 metrelik kıvrılarak inen yoldan yürüyerek  inmeniz. İndiğiniz nokta, şehrin güneydeki diğer bir kapısı olan Schwarbentor’a ulaşıyor. Yolda değişik açılardan Freiburg manzarasını seyretmek mümkün. Bu kapıya ulaşmadan biraz önce karşınıza çıkacak restoranda da zamanınız varsa yemek yiyebilir ya da birşeyler içebilirsiniz.

Üstgeçit

Finiküler İstasyonu

Finiküler

Kaleden inerken Altstadt ve Münster

Kaleden inerken Schwarbentor

Restoran ve restorana çıkan asansör

Schwarbentor
  

Ve geliyor dönüş vakti... Hava da erken karardığından biraz da şehrin karanlık halini görerek tekrar tren istasyonuna yürüyor ve trenimize binerek geri dönüyoruz. Freiburg, yarım günde rahat rahat gezebileceğiniz küçük bir şehir, o yüzden uzun zaman ayırmaya gerek yok ve belki özellikle buraya gelmeyi tercih etmeyebilirsiniz ama yolunuz Almanya’nın güneyine düşerse görmekten zevk alacağınız ve nüfusunun %85’inin Fransızca da konuştuğu söylenen tipik bir Alman kasabası burası.

19 Nisan 2013 Cuma

4 Mevsim DÜSSELDORF



Geçenlerde hesapladım da, 1.5 yıl her hafta gitmişim Düsseldorf’a iş için. Genelde TK 1523 seferi ile gidiş, TK 1528 seferi ile dönüş şeklinde oldu seyahatlerim. Belki de uçağın hosteslerinden daha çok kullandım bu hattaki uçakları zira onlar devamlı farklı seferlerde görev alıyorlar:) Buradan da Düsseldorf’a yaklaşık 1 saat mesafedeki Bochum şehrine gidiyordum her geldiğimde. Çünkü ofisimiz Bochum’daydı. Bochum bana o kadar küçük ve ruhsuz bir şehir gibi geldi ki orada kaldığım 1 yıldan sonra artık her sabah o yolu trenle gitmeyi göze alıp Düsseldorf’ta kalmaya başladım...1.5 yıl, yaklaşık 78 hafta ediyor, arada tatilleri ve Almanya’da kaldığım hafta sonlarını falan çıkarırsak da 70 hafta gibi bir hesap çıkıyor ortaya ki ardından bakınca dile kolay dedim kendim bile:) Tabi insanın bir şehre iş için gitmesiyle, turistik amaçlı gitmesi aynı şey değil ama bunca zaman geçirince de, iş için bile gitseniz, gittiğiniz yer hakkında ciddi bir bilgi birikiminiz oluyor.


Königsallee'den Altstadt'a doğru giderken...


Düsseldorf, Ren kenarında küçük ama bir o kadar da güzel bir şehir. Bence gitmişken görmeniz gereken yerleri Altstadt (yani eski şehir), Königsallee (ki burada genelde pahalı dükkanlar, iş merkezleri var) ve Rheinturm (burası da üzerinde çok güzel bir restoranı olan Ren kenarındaki TV kulesi ve buradan manzara bir harika!)... Şehirde iki bölge var; biri daha çok Türklerin de yaşadığı, büyük tren istasyonunun ve Altstadt’ın da bulunduğu bölge, diğeri de Oberkassel denilen daha zengin ve güzel evlerin bulunduğu Ren’in diğer kıyısındaki bölge... Oberkassel bölümüne Ren üzerinden köprülerle bağlanıyorsunuz ve bu kesim gerçekten insana huzur veriyor.

Karda Königsallee

Schlossturm (Fener)
 
Ren Nehri'nin doğusunda kalan Altstadt'da yer alan Rathaus (Belediye Binası),  Burgplatz (Kale meydanı), Marktplatz (Pazar Meydanı), Schlossturm (Kule) ilk etapta uğranılacak yerler. Schlossturm aynı zamanda "Gemicilik Müzesi"ne ev sahipliği de yapıyor. Hazır Eski Şehir'den bahsediyorken, Altstadt'ın biraz daha güneyindeki Carlstadt ve buradaki Carlsplatz (Meydanı) da şehrin hareketli noktalarından biri.

Rheinturm
Altstadt
Ayrıca, Ren'in doğu yakasında biraz daha güneye inerek ulaşacağınız Medienhafen  Liman Bölgesi, modern binaları, yeni açılan restoranları ile son zamanlarda şehrin gözde semtlerinden biri haline gelmiş. 

Medienhafen

Medienhafen & Rheinturm

Medienhafen

Medienhafen



Aslına bakarsanız Düsseldorf şehrinde ve genelde Almanlar’ın yaşam tarzında huzur hakim bence. Her yer, çok yeşil ve düzenli, yaşam çok kolay, trenler, otobüsler hep zamanında kalkıyor, tabi Düsseldorf ve civarı çok kalabalık olmadığı için öyle bizim bildiğimiz aşırı trafik problemi de yok. Şehrin tam ortasındaki tren istasyonu sayesinde ister lokal trenle, ister daha pahalı ama daha hızlı olan bir trenle neredeyse Avrupa’nın her yerine günübirlik bile gitmeniz mümkün. Mesela Amsterdam’a sadece 1.5 saatte ulaşabiliyorsunuz buradan, ya da Belçika’nın çoğu şehirlerine günübirlik gidebiliyorsunuz. Ben şehrin en çok bu tarafını sevmiştim. Ve bazı haftalar, hafta sonları da Düsseldorf’ta kaldığımda bu programı uygulamıştım... Şehrin içinden, diğer şehrin içine gittiğiniz için de kesinlikle çok daha pratik ve zevkli bir yol tren ile seyahat etmek Kuzey Avrupa’da:)

Königsallee

Königsallee

Burada ne yenir derseniz, dünya mutfaklarından her şeyi bulmanız mümkün.. Benim için Düsseldorf, kuşkonmazla tanıştığım yer oldu, birçok menüsünde rastladığım için sıkça diyetime eklediğim bir yiyecek oldu kuşkonmaz. Tabi sabah kahvaltılarındaki leziz mozerella ve domatesi ve rahatça bulduğum "camembert" peynirini de unutmamak gerek:)

Yukarıda bahsettiğim gibi, Ren Nehri'nin kıyısında yer alan Rheinturm'un en üst katındaki restorandan Düsseldorf manzarasına bakarak yemek yemek denenmesi gereken bir tecrübe. Bir de lokal halk arasında KÖ diye anılan Königsalle'nin kuzey ucundaki Tritonnenbrunen (Çeşmesi)'nin hemen yanındaki Blumenstrasse (Blumen Caddesi) üzerindeki Heinemann mutlaka uğranılması gereken tarihi bir kafe. Buranın pastaları pek meşhur.

Heinemann



Oberkassel

Altstadt'ı Oberkassel'a bağlayan köprülerden biri

Oberkassel

Oberkassel
Düsseldorf aslında yaşaması rahat, insanları medeni, güzellikler içinde bir şehir ve iş yapması da çok rahat. Yani birinden iş için bir şey  istediğinizde mutlaka olumlu ya da olumsuz bir cevap alıyorsunuz ve eğer yanıt olumluysa dediği gün ve saatte o iş mutlaka hazır oluyor. Bizim pek alışık olmadığımız bir durum, değil mi? Ancak, bütün bu artılarına  rağmen şehrin ruhu yokmuş gibi geldi bana...Bu nasıl anlatılır pek bilemiyorum, belki de gidip görüp yaşayarak anlamak mümkün sadece:)