3 Nisan 2019 Çarşamba

Adı Garip Kendi Güzel bir Şehir - LJUBLJANA


Yugoslavya’dan ayrılan ülkelerden biri olan Slovenya’nın başkenti Ljubljana, 300.000 nüfuslu küçük bir şehir olmasına rağmen gerçekten görülmeye değer bir yer. Ljubljanica Nehri’nin iki yakasında kurulmuş bu güzel şehir, bir günde gezilebilecek kadar küçük. Aynı zamanda da gezip dolaşması bir o kadar zevkli...

Ljubljana

Ljubljana

Ljubljana



Ljubljana



Ljubljana

THY’nin tarifeli seferiyle 2 saat gibi kısa bir sürede Ljubljana havalimanına ulaşım mümkün. Havalimanından şehre ulaşım için taksi ya da “shuttle” alternatifini kullanabilirsiniz. Buradaki “shuttle” alışılagelinenden biraz farklı işliyor yalnız. Kişi başı 10 Euro ödeyerek bindiğiniz “shuttle”, sizi otelinize kadar bırakıyor. Neredeyse bu şekilde şehir merkezindeki tüm otellere ulaşmanız mümkün ve havalimanından merkeze “shuttle” hizmeti veren birkaç firma var. Bunlardan uçak saatlerine göre en uygun servisi olan Markun Shuttle’ı tavsiye edebilirim. Uçaktan inip de shuttle bölgesine geldiğinizde en yakın hangisinin hareket edeceğini öğrenip yarım saat içinde şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Bir de merkez otobüs terminaline giden ve kişi başı 4.10 Euro vererek seyahat edebileceğiniz otobüs alternatifi mevcut. Ancak bu servis pek sık yok ne yazık ki...

Ljubljana - Triple Bridge & Franciscan Church
 

Ljubljana’ya gelmişken nereler görülmeli derseniz, öncelikle şehirle özdeşleşmiş “Triple Bridge” derim. Ljubljanica Nehri üzerinde doğudan batıya doğru sırasıyla Cobblers’ Bridge, Triple Bridge, Butchers’ Bridge ve Dragon Bridge sıralanıyor. Bu köprülerin tümü Dragon Bridge dışında sadece yaya geçişine izin verilen ve yaya bölgesinde yer alan köprüler. Bu köprüler üzerinden nehri ve nehir çevresindeki renkli binaları izlemek pek zevkli ve bu anlamda da Ljubljana güzel fotoğraf veren bir şehir.

"Butchers' Brigde"den...

Cobblers' Bridge

Butchers' Bridge

Triple Bridge
 

Nehir civarına gelmişken, hemen Triple Bridge’in kuzey taradındaki Franciscan Kilisesi ile güney ucundan kısa bir yürüyüşle ulaşacağınız Katedral görülmesi gereken yerlerden. Ancak Ljubljana’da kiliseler genelde 12:00-15:00 arası kapalı, gezmek isterseniz bunu düşünerek zaman ayırmanızda fayda var.

Franciscan Church & Triple Bridge
 

Eğer şehre benim gibi Cumartesi günü gelmişseniz hemen Dragon Bridge ile Butchers’ Bridge arasındaki bölgede yer alan Vodnikov Trg. (Meydanı)'nda kurulan pazarı ziyaret etmeyi ihmal etmeyin derim. Burada birçok yerel yiyecek ürününün yanı sıra, sabundan, çiçekten tutun da giyeceğe kadar pek çok ürün bulabilirsiniz. Pazar sabah 9:00’dan öğleden sonra 15:00’e kadar açıkmış. Canınız balık yemek isterse hemen bu meydanın yanındaki “Valentin”de harika bir ziyafet çekebilirsiniz kendinize. Menüler Ljubljana standartlarına göre çok ucuz olmasa da Avrupa standartlarına göre hayli ucuz.

Pazardan..

Pazardan...
 

Buraya kadar gelmişken yine aynı meydandan işaretleri takip ederek ulaştığınız füniküler ile mutlaka Kale’ye çıkmanızı tavsiye ederim. Buradan şehir manzarasını izlemenin tadına doyum olmuyor. Kale’ye füniküler ile çıkabileceğiniz gibi yaya olarak da çıkabilirsiniz ama biraz dik bir yol olduğundan fünikülerle çıkıp yaya olarak inmek daha güzel bir alternatif. Fünikülerle çıkmak için tek yön 2.20 Euro ödeniyor. Bir de Kale Bölgesi’nde yer alan ve methini önceden duyduğum Gostilna Na Gradu adındaki restoranı tavsiye ederim. Burada, bu bölgeye özgü kuzu tandırı gerçekten harika yapıyorlar. Servisi de bir o kadar iyi ve Avrupa’daki standartlarına göre çok daha uygun fiyatlı yemek yemek mümkün.  Tandır ve içecekten oluşan bir menü için 16 Euro gibi bir hesap ödüyorsunuz.

Finikülerden Ljubljana

Kale

Kaleden Ljubljana


Bu güzel yemekten sonra yürüyerek aşağıya iniyor ve şehri dolaşmaya devam ediyorum. Bu kez nehre bir paralel sokak olan ve aynı zamanda Belediye Binası’nın da yer aldığı Ciril Metodov üzerinden ilerleyerek tekrar Triple Bridge Bölgesi’ne geliyor ve buradan da bu kez şehrin kuzeydoğusundaki Tivoli Parkı’nı görmek için köprüyü geçerek yola devam ediyorum. Sırasıyla Copova Ulica (Caddesi) ve Slovenska Caddesi’ni geçiyor ve sağımda National Gallery’i görerek devam ediyorum.  Biraz ilerlediğimde alt geçitten geçerek ulaştığım Tivoli Park, 300.000 nüfuslu bu küçücük şehirde bile bu denli büyük bir park görerek bana bu anlamda ne kadar gerilerde olduğumuzu hatırlatıyor. Buradaki kısa bir yürüyüşün ardından bu kez farklı bir yolu takip ederek Presernova Caddesi üzerinden ilerleyip Subiceva Ulica’yı takip ederek Trg. Republike (Cumhuriyet Meydanı) ve bunun hemen yanındaki Kongresni Trg. (Meydanı)na ulaşıyorum. Geçtiğim Presernova Caddesi, üzerinde Amerikan Konsolosluğu dahil pek çok konsolosluk binasının bulunduğu bir cadde, Trg. Republike’nin hemen karşısında da Parlamento Binası yer alıyor. Son olarak geldiğim Kongresni Meydanı hem etrafı gözlemlemek hem de banklarda oturup güneşin ve aynı zamanda yeşilliğin tadına varmak için ideal bir mekan.

Presenova

Parlemento

Kongresni Trg.



Ljubljana’da daha çok gece hayatının ve barların olduğu ve eğlencenin geç saatlerde başladığı Metelkova Bölgesi’ni de eğer gece hayatını seviyorsanız ziyaret edebilirsiniz. Burada aynı zamanda bina duvarlarına özenle çizilmiş grafitileri de görmek mümkün.


Metelkova
 
Metelkova



Ljubljana’da nehir kıyısında Petkovskovo Nabrezje üzerinde pek çok bar ve kafe var, bunların birinde nehre karşı bir içki ya da kahve içmeyi ihmal etmeyin derim. Burada “cacao” adındaki kafenin dondurmaları bir harika, tadına bakmadan dönmeyin:) Ayrıca, nehrin karşı tarafındaki "Romantika"nın kabak çekirdekli dondurması Ljubljana ile özdeşleşmiş deniyor. Burada ya sade dondurma ya da İtalyan usulü espresso içine katılmış dondurma "affogato" deneyerek kabak çekirdekli Ljubljana'ya özgü bu dondurmanın tadına bakabilirsiniz. 

Triple Bridge & Presernov Trg.

Ciril Metodov

Ciril Metodov


Son olarak eğer bu güzel şehre Pazar günü yolunuz düşerse sabah 9:00’da başlayıp 15:00’e kadar devam eden ve Cobblers’ Köprüsü’nün hemen yanı başında Breg Caddesi’nde kurulan bit pazarını da gezmenizi tavsiye derim. Burada Yugoslavya Döneminden kalma pullaradan, antika telefonlara kadar pek çok eski eşya görmeniz mümkün.

Breg

Breg'de bit pazarı
 

Ljubljana’da en çok dikkatimi çeken, şehrin nüfusunun Avrupa’nın genelinde alışılagelenden farklı olarak çok genç olmasıydı. Bir de küçücük bir şehir olmasına rağmen günün her saatinin bu denli hareketli ve canlı olması tabi. Sanırım bunun ana sebebi de nüfusunun bu kadar genç olması. Eğer şehre birkaç günlüğüne gelirseniz mutlaka bir gününüzü de havalimanına da yakın olan Bled’i görmeye ayırın. 

Adriyatik'in İki Güzel Kasabası: KOPER ve PİRAN

Sabahın erken saatlerinde ulaştığımız Ljubljana Havalimanından kiraladığımız aracımızla ilk olarak Postajna Mağarası’na gittik. Bu mağara pek çok tur programında da yer alıyor ve 24 km. uzunluğu ile Avrupa’nın en uzun mağarası olma özelliğini taşıyormuş. Mağara ziyaretinin ilk bölümü trenle, 1.5 km.lik bölümü ise yürüyerek yapılıyormuş. Ancak biz biraz zamansızlıktan biraz da yeraltı korkumuzdan mağara ziyaretini pas geçiyoruz.

Mağaraya 9 km. uzaklıktaki Predjama Kalesi’ne doğru yolumuza devam ediyoruz. 12. yüzyılda bir kaya parçasının içine inşa edilmiş Kale, kanyona hakim çok güzel bir noktada yer alıyor. Yolunuz buraya düşerse mutlaka uğranılması gereken noktalardan. Yaz aylarında mağaradan buraya servisler mevcutmuş ama bizim gittiğimiz dönemde bu servisler çalışmadığından aracımızla devam ederek Kale’yi görme şansımız oluyor. 
Predjama Kalesi

Buradan sonra hedefimiz, Koper oluyor. Birbirine çok yakın iki kasaba olan Koper ve Piran’dan daha küçük olanı Koper. Burada görülmesi gereken diğer önemli bir bölüm de Eski Şehir. Tam ortada yer alan çan kulesini kendinize kerteriz alarak sokaklarında gezinmek çok zevkli. Denize ulaştığınızda ve Adriyatik’i karşınıza aldığınızda sağ tarafınızda büyük limanı göreceksiniz. Ancak bu liman vinçler ve büyük gemileriyle pek o kadar da görülesi bir nokta değil. Bana kalırsa eski şehrin sokak aralarında dolaşmak Koper’de yapılabilecek en zevkli şey…

Koper

Koper

Koper

Koper

Koper

Koper

Koper’den sonra rotamızı Slovenya’nın meşhur sahil kasabası Piran’a çeviriyoruz. Şehrin içine arabayla girilmiyor. Eğer şehirde oturmuyor ve özel izniniz yoksa aracınızı biraz yukarıda yer alan otoparka bırakmak gerekiyor. Şehir girişindeki parklara giriş için izin gerekiyor. Biz de aracımızı park ettikten sonra yürüyerek Piran’i keşfe çıkıyoruz. Slovenya’nın Venedik’i olarak bilinen Piran’ın en meşhur meydanı adını Sloven besteci Giuseppe Tartini’den alan Tartini meydanı.  Bu meydanın etrafındaki daracık sokakları ile gotik tarzdaki evlerini görmeye doyamayacaksınız. Bu anlamda Piran, bir Slovenya kasabasından çok, hemen yanı başındaki Trieste gibi bir İtalyan kasabası havasında. Ayrıca, bir tepe üzerine inşa edilmiş kiliseden Adriyatik manzarası bir harika.  

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran

Piran’dan sonra rotamızı sabahın erken saatlerinden beri yollarda olduğumuzdan artık Ljubljana’daki otelimize ulaşıp yerleşmek için başkente çeviriyor ve yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuktan sonra Ljublajana’ya ulaşıyoruz.

2 Nisan 2019 Salı

BLED ve BOHİNJ GÖLLERİ


Bled Gölü başkent Ljubljana’ya bir saat uzaklıkta ve güzel bir otoyol ile ulaşım mümkün. Slovenya’nın genelinde yollar araba kullanmaya çok uygun ve rahat. Biz de sabah saatlerinde aracımızla yola çıkıp bir saat içinde Bled’e ulaşıyoruz. Burada hemen girişte yer alan otoparka aracımızı park ediyoruz. Zira göl kenarında otellere ve restoranlara ait özel parklar dışında araç park yeri bulmak pek mümkün değil.

Bled

Bled


Bled Gölü kenarında yer alan Park Hotel buraya özgü “kremna rezina” (bir çeşit kremalı pasta) ‘nın ilk yapıldığı yermiş ve bu otelin terasındaki kafede bu tatlının tadına bakılması Bled ritüellerinden biriymiş. Ancak biz ritüeli pas geçerek hemen otelin önündeki teknelerle saat başı yapılan turla Bled Adası’na giderek Bled Gölü’nün olmazsa olmazlarından birini gerçekleştiriyoruz.

Bled Kalesi



Bled 


Bled

Adaya ulaşmak için saatte bir hareket eden teknelerin yanı sıra bir de “pletna” adı verilen ve kürekle çalışan kayıklar mevcut. Eğer bunlarla seyahat etmek isterseniz 15 Euro normal teknelerle seyahat içinse 12 Euro ödemek gerekiyor. Adada yer alan kiliseye 99 basamakla çıkılıyor ve bu kilise, yeni evleneceklerin düğünlerini gerçekleştirmek için çok rağbet ettikleri bir yermiş. Ayrıca yeni evlenen damatların kiliseye uzanan 99 basamaklı merdivenden gelini kucağında çıkarmasının uğur getirdiğine inanılıyormuş. Uğur getirir mi bilemem ama zorlu bir yol olduğunu söyleyebilirim😊 Adadaki kiliseye giriş 6 Euro. Hemen yanındaki kafede bölgeye özel bir kek çeşidi olan “potica”nın tadına bakabilirsiniz.

Pletnalar...

Basamaklar...

Potica

Adadaki kafe


Ada ziyaretinden sonra tekrar karaya döndüğümüzde başka bir Bled klasiği olan “Heart of Bled” (Bled Kalbi) diye bilinen ve göle uzanan bir iskelede yer alan kırmızı kalp çevresinde adayı, gölü ve kendimizi fotoğraflıyoruz.

Heart of Bled


Bled Gölü gerçekten karşıda bizi selamlayan kalesi, kilisesi ile harika bir manzara sunan adası ve dinginliği ile beni kendine hayran bırakıyor. Göl kenarında biraz daha tur atıp aracımızla kaleye doğru yola çıkıyoruz.

Bled


Kaleden göl manzarasının muhteşem olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Kalenin otoparkı 3 Euro. Kaleye giriş ise 11 Euro ama sadece buradan manzaraya bakmak için bile kaleyi ziyaret etmenizi öneririm.

Bled Kalesi


Bled Kalesi


Bled’den sonra daha küçük bir göl olan Bohinj’e doğru yola çıkıyoruz. Normalde yarım saat süren yol, ana yolun kapalı olması ve köylerin içinden geçmek zorunda kalmamızdan dolayı biraz daha uzun sürüyor. Ancak köyleri keşfetmek de ayrı bir güzellik katıyor yolculuğumuza…

Bohinj

Bohinj

Bohinj


Bohinj Gölü, Bled Gölü’ne göre daha küçük ama berrak suyu ile hayli meşhur ve buraya gelmişken mutlaka uğranılması gereken yerlerden biri. Biz de buraya uğrayıp göl kenarının huzurlu havasını biraz tattıktan sonra başkent Ljubljana’ya geri dönmek üzere yola revan oluyoruz.