15 Ağustos 2013 Perşembe

Andiamo a POSITANO



Positano, Sorrento’ya yarım saat uzaklıkta küçük bir kasaba. Çok dağlık bir bölgede yer aldığı için ulaşımı, harika manzaralı ama çoğu yerinde 1.5 arabanın ancak geçebileceği dar bir yoldan sağlanıyor. Yolda, bir tarafınız dağ, diğer tarafınız ise harika manzaralı bir uçurum... Dağ yolu olduğu için de haliyle çok virajlı ve araba kullanmak hüner gerektiriyor. Bu rotada büyük otobüs işlemiyor, en fazla minibüse rastlayabiliyorsunuz. Giderken birşey dikkatimi çekti; belli noktalarda sürücüler, nerede durulması gerektiğini bilir gibi birbirini bekleyip yol veriyorlardı. Tabi yolu bilmeyenler için bu incelikleri bilmeden hareket etmek biraz daha zor...


Positano yolu...

Positano Yolu...

Kuşbakışı Positano
 

Yol üzerinde, Nureyev’in satın aldığı ve ölmeden önce kısmen yaşadığı sonrasında da zengin bir İtalyan Otel işletmecisine (Sorrento’daki Excelsior Oteli’nin sahibine) satılan Li Galli adasını gördük. Şimdilerde burada pahalı bir Bed & Breakfast işletiliyor ve ada kiralanarak zengin partiler veriliyormuş.

LiGalli
 

Positano’da belli bir yerden sonra aracınızı park edip yürümekten başka çareniz yok. Özellikle merkeze inen yol, dar sokakları olan dik yokuşlu bir güzergah. Etrafında birkaç kafe ve bolca hediyelik eşya satan dükkan var. 

Positano Sokakları

Yukarıdan Sahil Görüntüsü

Positano'da yürürken...
 
Hediyelik mumlar.. Hersey limon üzerine...

Arabayı bıraktığınız yerle sahil arasında adını pusulayı bulan Flavio Gioja’dan alan küçük bir meydan ve bu meydanda yer alan Santa Maria Assunta Kilisesi var. Burayı ziyaret ettikten sonra aşağı sahile doğru yolunuza devam edebilirisiniz.

Santa Maria Assunta

Kilisede artık mumlar da otomatik, para atıyorsun mum yanıyor:)

Flavio Gioia Meydanı



Sahile kadar inerseniz, sahilde hem halk plajı hem de 12 Euro vererek şemsiye ve şezlong temin edebileceğiniz (bizdeki beach club’ları andıran) iri kumlu bir plaj var. Ancak, her ikisi de, hatta denizin içi bile muhtemelen Ağustos ayı olmasından dolayı çok kalabalıktı biz oradayken. Tavsiyem, Mayıs sonu- Haziran ya da Eylül-Ekim aylarında buraya gelmeniz yönünde. Sahilde ne yazık ki pek esinti yok, bizim sahillerimizde alışık olduğumuz, o denizden gelen rüzgar buraya pek uğramıyor:) Bir de çok fazla tekne olduğu için denizin içi bile çok kalabalıktı desem yalan olmaz. Belki tekneden  denize girmek buralar için daha iyi bir seçenek olabilir.

Sahil
 

Yemek için birkaç alternatif var, yaya yolunun başlangıcında Zagara Cafe, atıştırmak veya kahve içmek için iyi bir seçenek. Bunun dışında sahile yakın birçok kafe de bulabilirsiniz. Daha şık ve keyifli yemek için Ristorante Max ya da sahile daha yakın Le Tre Sorelle’i önerebilirim.

Zagara Cafe'de cafe freddo

Seçmece İçecekler...



Positano’ya kadar gelmişken Sirenuse Otel’ine mutlaka uğramanızı ve harika manzaraya karşı kahvenizi ya da içkinizi yudumlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum:) Burası, merkezin biraz daha yukarısında kalan ama arabayı bıraktığınız yerden de 10 dakikada yürüyebileceğiniz bir mesafede...

Sirenuse Oteli

Sirenuse Otel'inden manzara

Sirenuse Oteli yolu

Biz, Positano’da gece kalamadık ama gece manzarası da çok güzel oluyormuş. Burayı, daha çok Santorini’ye benzettiğimi söyleyebilirim sanırım. Ulaşımı Santorini kadar olmasa da hayli zor, sokakları dar ve yokuşlu ama çok daha zarif çehresi olan, şirin bir kasaba Positano...

13 Ağustos 2013 Salı

SORRENTO



Sorrento Napoli’den karayoluyla bir saat uzaklıkta 16.000 nüfuslu şirin bir Akdeniz sahil şehri... Buraya Capri’den tekneyle de ulaşım mümkün. Biz, bu yolla 40 dakikalık bir deniz yolculuğu sonrasında ulaştık Sorrento’ya.

Marina Piccola

Sorrento’nun Capri’ye göre daha büyük bir limanı var. Ancak arabalar liman içine alınmadığı için ciddi bir yolu sıcakta valizlerinizle yürüyerek geçmek zorunda kalıyorsunuz, o yüzden size tavsiyem, hele ki yaz aylarında seyahat ediyorsanız ve seçme şansınız varsa, Sorrento’ya karayoluyla gelmeyi tercih edin:)


Dediğim gibi, Sorrento aslında küçük ama bir o kadar da şirin bir şehir. Şehir merkezi kayaların üstüne kurulu ve dolayısıyla burada da Capri’deki gibi müthiş bir manzara var. Ancak yolları Capri’den daha geniş olduğu için şehir merkezine taksi veya minibüslerle ulaşmak mümkün...Biz de bu yolla otelimize varıp yerleştikten sonra, saat 15:00’e yaklaşıyordu ve karnımızın zil çalmasına çare olsun diye otelimizin hemen yanıbaşındaki meşhur pizzacı Franco’s Pizzeria’da aldık soluğu:) Buranın pizzası kesinlikle tavsiye edeceğim ince bir pizza ve tepsiyle gayet salaş bir şekilde sunuluyor ama tadına doyum olmuyor!

Franco's Pizzeria

Pizzamız:)
 

Karnımızı doyurduktan sonra, artık Sorrento’yu gezmek için hazırdık. Sorrento küçük bir şehir olmasına rağmen yaz aylarındaki turist ziyaretleri ile nüfusu 100binleri bulan bir yer. Özellikle de çok sayıda Amerikalı turiste rastladık. Galiba bu bölgeye gelen “cruise” gemileri de bu sayının artmasında etkili...

Piazza Antonina
 

Sorrento’nun merkezinde iki önemli meydan var. Biri, otelimizin de çok yakınında bulunan ve adını ünlü İtalyan şairi Tasso’dan alan Piazza Tasso, diğeri de yine bu meydana çok yakın, adını şehrin Aziz’inden alan Piazza Antonina. Tasso Meydanı’ndaki Fauna Barda servis çok iyi ve soluklanmak için cafe freddo’nuzu yudumlayabilir ya da açsanız bol kepçe gelen Caprese Salatasını deneyebilirsiniz. 

Fauna Bar

Piazza Tasso

Piazza Tasso

Corso Italia


Piazza Antonina


Piazza Tasso’dan kalkan ve 6 Euro’ya sizi şehrin etrafında gezdiren küçük gezi trenine (Petite Tren) binerek kulaklıkla alacağınız rehberlik eşliğinde şehri gezebilirsiniz. Ancak bu tur için öğleden sonra saatlerini seçmeniz daha mantıklı olabilir çünkü üstü tenteli olsa da her tarafı açık olan bu trende yolculuk etmekte sıcaklıktan dolayı zorlanabilirsiniz.


Tasso Tiyatrosu’nda sergilenen Napolitan şarkıların yer aldığı Sorrento Müzikali de, bu yöre müziğini tanımak ve zaten çoğunu bildiğimiz melodileri ve dansları seyretmek için iyi bir seçenek. Bu gösterinin ücreti 25 Euro ve show, girişte gösteriden önce küçük bir kokteyl ile başlıyor. Tiyatronun yeri de hemen şehir merkezindeki Piazza Antonina’da...

Müzikalden bir sahne..


Sorrento’da nerede yemek yenir derseniz, Blu Water, Ristorante Tasso ve Monnalisa restoranlarını önerebilirim. Blu Water ve Monnalisa,  şehrin en büyük caddesi Corso Italia’yı dik kesen Via Guliani sokağı üzerinde. Monnalisa aynı zamanda meşhur bir kafe, sadece kahve içmek için de buraya gelebilirsiniz. Bir de daha turistik olan ve sadece menülerden oluşan yiyecekleri deneyebileceğiniz L’antica Trattoria var ama buraya yer ayırtmadan gitmenizi önermem çünkü turistler arasında çok rağbet gören bir mekan.


Buradan günübirlik turlarla Amalfi’ye yarım saatte, Positano’ya ise 1 saatte ulaşmak mümkün. Küçük bir şehir olduğu için 2 günden fazla kalıyorsanız civardaki şehirlere gitmek iyi bir seçenek olabilir. 


Bir de Corso Italia üzerinde Primavera adında çok meşhur dondurmacısı var. Dondurmacının duvarlarını, dükkan sahibinin şehri ve dolayısıyla bu dükkanı ziyaret eden ünlülerle çekilmiş fotoğrafları süslüyor ve gerçekten onlarca çeşit dondurma tatmanız mümkün:) Özellikle gece saatlerinde bu dondurmacı önünde uzun kuyruklar oluyor. Bu sebeple biz, daha çok gündüz saatlerinde dondurma yemeyi tercih ettik...


Sorrento’dan denize girebilirsiniz ama hem Marina Grande hem Marina Piccola o kadar kalabalık ki, hani iğne atsanız yere düşmeyecek kıvamda... O yüzden hem sıcak hem de kalabalık bir ortamda denize girmeyi tercih etmiyorsanız, uzak durun derim...




Sorrento’da adı çok bilinen ve manzaraları harika olan iki ünlü ve büyük otel var. Bunlardan biri Excelsior Vittoria, diğeri de Bellevue Syrene. Bu otellerin birinde kalmıyorsanız bile barlarında denize karşı oturup kahvenizi ya da içkinizi yudumlamak güzel bir seçenek olabilir...

Bellevue Syrene



Unutmadan, limondan yapılmış birçok hediyelik ürünü, Capri’de gördüğümüz meşhur sandaletlerin benzerlerini, keten kıyafetleri, tabi ki limoncello ve benzeri likörleri ve makarna çeşitlerini buradan da satın alabilirsiniz.

Limona dair herşey...



İtalya’nın güney bölgesinde kalınabilecek zevkli yerlerden biri Sorrento. Sıcağı dışında şehri yaşamak da insanı hiç yormuyor. Her yer çok yakın. Ve son olarak, gerçek bir Akdeniz şehri gibi sabaha kadar uyumayan bir yer burası:)

Sorrento'da gün batıyor, kalabalık artıyor:)

12 Ağustos 2013 Pazartesi

CAPRI Adası



Capri Adası, İtalya’nın güneyinde Napoli’den feribotla yaklaşık 1 saatte ulaşabileceğiniz bir ada. Biz de, Napoli’ye uçakla ulaştıktan 15 dakika sonra limandaydık ve biletlerimizi alıp 14:40 feribotuna binerek Capri Adası’na doğru yola çıktık. Feribot dediğime bakmayın; aslında ada ve anakara arasında, aynı Çeşme- Sakız Adası arasında işleyen motorlara benzeyen motorlar bunlar...

Capri Liman

Capri

Capri'ye yanaşırken...
  

Motorla adaya ulaştıktan sonra, valizimizi otelimizin porterlerlerine bırakıp, yaya olarak fünikülere bindik ve yukarda Capri’nin merkezindeki otelimize ulaştık. Bagajlarımız ise ayrı bir yolla otele ulaşmıştı ve otele vardığımızda bizi bekliyordu:) Otele yerleştikten sonra önce Capri’yi sonra da biraz daha yukardaki Anacapri’yi gezmeye başladık.

Finiküler girişi

Finikülerden manzara

Finikülerle Capri Merkeze doğru çıkıyoruz

Piazetta



Capri’de oteller genelde butik otel tarzında. Burası zenginlerin uğrak yeri olduğundan, fazlaca alışveriş imkanı var ama hersey bir o kadar pahalı. Bu bölgede özellikle ayağınıza göre yapılabilen deri sandaletler ve keten elbiseler çok ünlü. Bir de Capriwatch markalı bir saat satılıyor adanın dört bir tarafındaki takı mağazalarında.

Sandaletler

Capri Watch Reklamı



Adada 2 gün geçirmek aslında havasını görmek için yeterli. Denize girmek için Marina Piccolo’ya ya da adanın diğer tarafındaki sahile inebilirsiniz. Yalnız hem Capri’de hem de bu bölgedeki diğer yerlerde kumsallı bir sahil yok, onun yerine Antalya’nın merkezindeki gibi dağlık bir yerden iskele ile denize girilebiliyor. Bizim gittiğimiz Ağustos ayı da hem çok sıcak hem de çok kalabalık bir dönem. O yüzden size tavsiyem, Capri’ye Mayıs-Haziran ya da Eylül-Ekim arası gitmeniz...

Butik Oteller

Capri



Gelelim adada neler yapılabileceğine; öncelikle mutlaka ünlü Bounocore Gelateria’da henüz pişmiş ılık kornetlerde çeşit çeşit dondurmalardan seçip ağzınıza layık bir dondurma ziyafeti çekin kendinize... Limandan binilen fünikülerden indiğinizde birkaç adımda karşınıza gelen Piazetta Meydanı’nda vakit geçirin, belki limoncello belki de limon slush ya da cafe freddo’nuzu yudumlayın... Adanın arka tarafında 1 Euro verilerek girilen  Augustus Gardens’ten manzara bir harika. Buradan Krupp yolunu kullanarak Marina Piccolo’ya da inebilirsiniz ama çıkmanın cesaret istediğini söylemek gerek:)

Lemon Slush

Augustus Gardens'tan manzara
Augustus Gardens Giriş



Augustus Gardens

Capri

Krupp Yolu

 

Capri’den daha üst taraftaki Ana Capri’ye minibüslerle ya da üstü açık ve tenteli taksilerle ulaşmanız mümkün. Yalnız minibüsler 1,80 Euro’ya çıkmasına rağmen bizdeki minibüslerden daha kalabalık ve havasız ve ne yazık ki klimaları da yok. O yüzden gidişte minibüslerden nasibimizi adıktan sonra, dönüşte taksiyi kullandık. Taksilerde mutlaka binmeden fiyatta anlaşmak gerek, genelde  Capri-Ana Capri arasında 20 Euro alıyorlar. Ana Capri’de de mutlaka tarihi merkezi ve Villa San Michele’i görün. Buradan da manzaranın bir harika olduğunu söylemem gerek sanırım.

Anacapri

Anacapri

Anacapri

Villa San Michele

Anacapri'den Manzara



Eğer zamanınız varsa Grotta Azzura (adını buradaki suyun renginden alan Mavi Mağara)’ya tekne ile gidin. Buna bir alternatif olarak limandan 12 Euro’ya adanın çevresinde dolaşabileceğiniz tekne turu alabilirsiniz.


Capri adası özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında çok kalabalık oluyor, daracık sokaklarında yürümek sıcağın da etkisiyle bayağı zorluyor insanı. O yüzden Temmuz Ağustos ayları dışında bir zamanda gelmek hem fiyat hem de rahatlık açısından daha iyi bir fikir gibi geldi bana...

Capri'de gün batımı



Her şeye rağman Capri görülesi bir yer. Zenginliği ve kalabalığı ile biraz Mykonos’u çağrıştırdığını söyleyebilirim. Tabi Mykonos’taki eğlence katsayısı  ve şekli Capri’den hayli farklı:)