1 Eylül 2013 Pazar

FATİH'DE NE YEDİK NE İÇTİK...



Birkaç yıl önce bir Kariye Müzesi gezisi sonrası yolum, İstanbul’da mutfağını çok sevdiğim Asitane Restoran’a düşmüştü. Harika bir yemek yedikten sonra arabayla kaybolup Fatih’in arka sokaklarına (zannederim Çarşamba semtine) girmiş bulunduk. İlk defa “Aaaa burası gerçekten İstanbul mu?”  hissine kapıldığımı çok net hatırlıyorum ve kaybolmak için hiç de doğru bir yer seçmediğimi düşünmüştüm. O gün bugündür de Fatih denildi mi bu tecrübemi hatırladığımdan bu semtle ilgili önyargım vardır.


Fatih Cami


Geçtiğimiz günlerde İstanbul’u ziyarete gelen sevgili arkadaşım Sıdıka, bir sabah; “haydi bugün Fatih’te ‘Büryan Kebap’ yemeğe gidiyoruz dediğinde başta aynı önyargıyla yaklaştım. Bilenler bilir, (bazı arkadaşlarım arasında espri konusu bile olan) her yıl rengi değişen bir defterim vardır ve benim için önemli olayları buraya not ederim, bir çeşit ajanda yani.. Bu yönden çok benzeştiğim arkadaşım da benzer bir defteri ; görülmeye değer yerler, restoranlar ve tarifler için tutar. Haliyle bu defter onun için olduğu kadar benim için de çok değerlidir. Buradan birçok kayda değer bilgi ediniriz ve onunla birlikte buraları test etmek de ayrı bir zevktir. Dolayısıyla önerdiği yerin de, bu harika defterden çıktığını bildiğimden yeni yer deneme merakıma da engel olamayarak hemen üstüne atladım bu teklifin...




Fatih’te ilk durağımız Zeyrek’e çok yakın İtfaiye Caddesi’nin üzerinde yer alan “Kadınlar Pazarı” oldu. Burası genelde etrafında Siirt’li esnafın restoran, kıraathane ve kasap dükkanlarının bulunduğu küçük bir yeşil alan. Aynı zamanda bazı apartmanlar da olduğundan hem işyeri hem de evlerin yoğun olduğu bir bölge. Ancak, çok fazla kasap dükkanı oluşundan olsa gerek kesif bir et kokusu var ortamda. Bizim gideceğimiz “Büryan Kebapçısı Şeref”in yeri de hemen bu meydanın girişinde sağda yer alıyor. Şimdiye kadar adını sıkça duyduğum ama hiç tatmadığım bir şeydi Büryan Kebap. Tandır tadında kuşbaşı et görüntüsünde sıcak pide üzerinde servis edilen kebap çok lezzetliydi, bir de burada tattığım Perde Pilavı’nı çok beğendim.

Perde Pilavı

Büryan Kebap hazırlanıyor...

Yemek sonrası meydandaki bir kıraathanede kahve molası verdikten sonra, Kıztaşı adındaki yeri aramaya koyulduk. Çünkü bu taşın hemen yakınındaki Sofular Caddesi üzerinde yer alan Barbaros Yoğurtçusunda yoğurdun tadına bakmaktı hedefimiz. Fatih Caddesini geçip sağa kıvrılıp ilerlediğimizde Kıztaşı hemen karşımızdaydı. Buradan esnafın da yardımıyla yoğurtçuyu bulmak pek de zor olmadı doğrusu. Barbaros’da yediğim yoğurt benim ağız tadıma çok uygun geldi, hatta son zamanlarda yediğim Kanlıca Yoğurtlarından daha başarılı bana göre...


Yoğurtçu Barbaros



Buradaki son durağımız ise defterimizin bize önerdiği Fatih Sarması satan dükkan oldu. Açıkçası, “sarma” deyince, kadayıf hamuru ya da baklava hamuruna benzer bir hamura sarılı bir tatlı bekliyordum. Fatih Sarması ise daha çok revaniye benzeyen, yağsız, şerbetli, kayısı marmelatı ile zenginleştirilmiş bir çeşit hamur tatlısıymış. Oraya gelene kadar hayli doyduğumuzdan sarmalarımızı paket ettirdikten sonra artık dönüşe geçmeye hazırdık.


Kıztaşı

İlköğretim Okulu

Nato Kafa Kafe:)



Önceki tecrübemden çok farklı bir deneyim oldu İstanbul’un benim için hiç bilinmeyen bu noktasına yolculuk...Yediklerimin de tadı hala damağımda... Sıdıka’nın defterinden çıkacak yeni mekanlar ve tatları merakla bekliyorum:)

3 yorum:

  1. Esracığım,canım benim...İstanbul'un lezzetlerinin yanı sıra senin
    dostluğunu da paylaşmak beni çok mutlu ediyor.Sıcacık pide üzerinde güzel kokan Büryan kebabının ikimizde ilk kez tadına baktık ama ben senin dostluğunun tadını çok iyi biliyorum arkadaşım...Çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. Denemeye değer bir gezi : )

    YanıtlaSil